27.09.2021, 20:53

Yaşadığımız İkilemler

Hayatımızın her anı mizah dolu. Bu türde kitap yazmaya gerek yok. Gündelik hayatı iyi gözlemek   

yeter. Siyasetimiz mizah, ekonomimiz mizah, sosyal hayatımız mizah, sosyal ilişkilerimiz mizah…Velhasıl yaşadığımız her an; gülmemiz, ağlamamız,neşelenmemiz,üzülmemiz, aldığımız her nefes mizah…

Açlık sınırı altında olan asgari ücretle çalışan insanlarımızın iyi geçindiklerini söyleyebilmek başka nasıl izah edilebilir ki? 2002’de 42 lira olan öğrenci bursunun bugün 650 liraya çıkarılmış olmasının açıklanması, düşünmezseniz bir iyileştirme olarak görebilirsiniz, ama 2002 yılında bu bursla bir çeyrek altın alınıp 10 lirası artarken bugün bir çeyrek altın alabilmek için üzerine 200 lira ilave etmek gerekiyor. Bu hesaba göre öğrenci burslarında bir iyileştirme yapılmış olduğunu söylemek ne kadar ikna edici bir açıklama olabilir?

Bazı siyasi ve ekonomik gelişmeleri rakamlarla açıklamak güncelliğini koruyor. Mesela, “dünya beşten büyüktür, beş mütayit, beş market” gibi. Bunlardan sıcak ilişkileri beş mütayit ifade ediyor. Beş süper ülke ve beş market suçlu! Uçup giden gıda fiyatlarını beş markete yıkmak bozuk olan ekonominin sanki tek nedeniymiş. BM’de beş süper gücün veto hakkının olması ve bu hakkı insanlığın mutluluğu için değil de sadece kendi siyasi ve ekonomik çıkarları için kullanmalarını eleştirmek elbette doğrudur, ama asıl hedefimiz ve yapılması gereken bu beş ülke arasına girip söz sahibi olmaktır. Şunu da açık yüreklilikle söylemek gerekir ki, Türkiye de beş mütayitten büyüktür!

ABD Başkanı Biden(Baydın) bizi baydı. Tahammülümüz tükenmek üzere; biz onu ne zaman bayacağız. Tabii sırada Putin var! O’na da haddini bildireceğimiz zaman yakındır! Hele şu aldığımız, depolarda tuttuğumuz ve bir türlü kurulumunu sağlayamadığımız, ABD ile aramızdaki sorunun nedeni olarak gösterilen S-400 meselesini bir halledelim!

İçerideki sıkıntıların sorumlusu belli, eleştirenler! Başarıların mimarı da; eleştirilenler! “Yüzünüze, dizinize dursun! Nankörler!”

UNESCO’nun ilan ettiği Yunus Emre yılında dili güzel kullanmak, birbirimizi anlamak ve birbirimize karşı hoşgörülü olmak, “sevmek, sevilmek” çok mu zor?

Yunus bizim deryamız. O deryadan bir yudum da içmedik mi?! Zincirleri kırıp yaşamakta olduğumuz ikilemlerden kurtulmalıyız.Girdiğimiz bu labirentten mutlaka çıkmalıyız.

Yorumlar